Kürecik Göklerinde Dolaşan Zehirli Bulutlar

Mistafayi PIXE, Silimani PIXE Kali Albegi Pixe (Kürecik İsyanı’nda Şehit olan Alibeg’in oğlu)

Bir önceki yazımda Kürecik Tarihinin M.Ö. 111’de Tunç devrinden de önce olduğunu başlamış, Hitit, Roma ve Bizans ve Osmanlılar devirlerinde devam etmiş olduğunu Bugün ki Akçadağ kazasının Asıl yerinin bugün ki Körsüleymanlı Köyü (Dorulova) İle Tatar Uşaklıların arasında bulunan alandır. Bu alana daha dokunulmadı. Bu alanda büyük bir tarih yatmaktadır. Ne yazık ki Şah İsmail ile Yavuz Sultan selim arasında süren Çıldıran savaşından sonra Yavuz S. Selim’in emriyle özellikle on binlerce Kürt alevinin katl etmesinin ardında isyanı durdurulamayan  (Arga –  Aşireti Kurdan-Kürdeli)  Bugün ki yerine 1858 yıllarında aktarılmıştır.  Bazı araştırmacıların (Ören. Karanlı (İkinciler) köyü diye verdikleri yer. Küreciklerin Kışın dağlardan sürü ve yakaladıkları yabani at ve katırları evcilleştirmek için kullandıkları kışlık alanlarıydı. Ancak buraların kışın özellikle bir nevi hayvan pazarlama alanı olarak kullandığını da birçok belgede bulmak mümkündür.  

İsyanını doğrudan o isyanın içinde yer alan insanların bir çocuğu olarak büyüklerimin anlattıklarını aktarmıştım.  Kürecik isyanından bugün kendisine pay çıkarmak isteyenlere de Aziz Nesin’nin soyadı ile anlattığı bir anıyla aftta bulunmuştum.

Bu günlerde Kürecik yöresinin adı yazınsal ve görsel medyanın sayfa ve akranlarından düşmüyor. Bir ülke yöresinin doğal güzelliklerinin, halkının kültür, sanat, teknik becerilerinin, sosyal yaşantısında ki olumluluklar ve zorlukların medyaya yansıması güzeldir. İşte bunu medyaya aktaran insanlara yürekten o yöre halkının insanlarının özelliklede aydınlarının teşekkür etmesi gerekir.

Elbette Bizanslılardan beri özelliklede Osmanlılar döneminde bu yöre halkının başı belalarda kurtulmadı. Bu Cumhuriyetin ilk yıllarında 1980 darbesine kadar biraz nefes aldı. Çocukları okullarda başarılı oldu hemen hemen devletin her makamında yer aldılar.

Kürecik halkı Osmanlılardan büyük acılar çektiler, Ormanları, ekinleri hayvanları yakıldı binlerce çocukları, katledildi. Oysa başında Osmanlı askerinim gereksinimi olan, süvari atları, katır yetiştiriyordu Ayrıca çorap, deri, Çuha, peynir yağ, çökellik, et, yün gibi gereksinimlerini Karşılıyordu.  Ancak Kürecik ( ARGA- Aşireti Kurdan -Kürdeli) olarak ülke içinde bağımsızdı ve Osmanlının ordusuna hayvan yetiştiriyordu, ama asker vermiyordu.  Yavuz S. Selimin binlerce Alevi’yi özellikle Kürt Kızılbaş-Alevi’yi kılıçta geçirmesi sonucu Kürecik halkı Osmanlının ihtiyaçlarını karşılamamaya başladı. Osmanlıyla araları açıldı. Osmanlını askerinin Kürecik topraklarından geçerek doğuya akına gitmesine engel olmaya çalıştı ve zarar vermeye başladı. Çünkü çocuklarının akıncı olmasını istemiyordu. Yavuz Sultan Selimden beri akan kanın hesabı verilmemişti. Yukarda saydığım alanları kapsayan 1804 Kürecik ayaklanması gene olur. Belgeler göre yaz sıcağında aç ve susuzlukta şimdiki Hara ve Yağmurlu köyü alnına 40 000 (kırk bin) insanın çoğunluğu kadın ve çocuk olan insanın haftalarca aç ve susuz bıraktığını ölen çocuklarına bile gömme izini verilmediğini, kalanlarında Adana tarafına gönderilerek dağıtıldığı. Fransız ve İngiliz kayıtlarında var. Ancak Osmanlıyla doğan ticari ilişkilerden dolayı Osmanlının 19.yy. sonlarına doğru yaygınlaştırdığı askeri okullara yetenekli, savaşma cesareti olan çocuklarını yolladı.

Kürecik (1914 – 1921) isyanını da özellikle bu okullara giden gençlik başlattı. Bunu kısaca bir önceki yazımda yazmıştım. Bu isyanda Osmanlının Kürecik toprak alanlarını daraltması, ormanlarını yakması, zorla vergi alması elbette isyanı körükleyen gerekçelerdi.

 Kızılbaş – Aleviler, Kürtlerin çoğunluğuyla birlikte Kürecik Halkının da çoğunluğu başından beri önce Osmanlıyı yıkmaya çıkan Mustafa Kemal etrafında örgütlenen subayları destekledi. Ancak Cumhuriyet Yöneticileri Kızılbaşlara ve Kürtlere verdikleri sözü tutmadılar. Kürtçeyi, Alevilerin ibadet yerleri olan tekkeleri yasakladılar. Bu nedenle Kürecik kardeş halkı olan daha doğrusu köken olarak kendisini Kürecik Halkının bir parçası olarak gören, Sivas ( Gürün, Yıldızeli, Çetinkaya vs), Maraş (Elbistan Afşin Pazarcık vs.) haklı başta olmak üzere genç Türkiye topraklarında yaşayan Kürt ve Aleviler aldatıldıklarını düşündüler. Yeni Türkiye Cumhuriyeti Yöneticilerine karşı kırgınlıklarını açıkça dile getirdiler. Kürecik isyanının yenilgisi sonucu kalanlar Kürecik İsyanı Yönetimi içinde önemli bir yeri olan ve iyi bir örgütçü olan Kangallı Koçgir Aşiretinden Haydar Dede öncülüğünde Koçgiri örgütlenmesini yaparlar. Koçgiri isyanın yenilmesi sonrası da Tunceli. Bingöl alanına geçerler. Bugün dersim isyanı olarak bilinen olaydır.

Uzatmasak bu nedenle A. Mendres’in haklar konusunu dile dolamasıyla onun partisine yöneldiler. Ancak onun özgürlükçü olmadığını ilk seçimin ardından anladılar,  tekrar ondan desteğini kestiler. Daha sonra işçi partisine ve diğer sol örgütlere destek vermeye başladılar.

Kürecikteki üs Mendres’in devamı olan Sağ partilerin Kürecik halkına gözdağı verme projesiydi. Onu gerçekleştirmek için önce Kürecik Nahiyesini Körsüleymanlı’dan kaldırdılar. Yolu köylerin dışına çektiler.

Bugün gene Kürecik semahlarında zehirli bulutlar dolaşıyor.  Günümüz de gene Osmanlı’nın açıkça devamı olduğunu vurgulayan, Suni mezhebinden bir Müslüman gençlik yetiştirmeyi hedeflediğini açıkça söyleyen iktidar kürecik halkını hedef aldı. Bu kez sadece Kürecik köylerini değil, inanç olarak yakınlığı olan Süriye, İran vs. ülkelerinin de ABD’nin Ortadoğu projesini kabullenmelerine zorluyor ve Nato’nun gücüne sığınarak gözdağı veriyorö savaşla tehdit ediyor. Böylece Küreceik ve tüm Malatya toprakları ABD ve diğer silah tekellerin lehine olacak bir savaşta asıl silahların hedefi alanı olacak ve zarar görecek. Bu alan bilinçli olarak seçildi.

Benim amacım burada tarihte olanları hatırlatmak değildir. Kürecik ile komşu ilçe ve köylerin semahlarından sadece savaş uçakları dolaşmıyor, halkının içinde de sinsi yılanlar dolaşıyor. Bu gün soldan sağa kadar birçok partinin, örgütün, eli kalem tutan, fotoğraf makinesi veya bir kamara tutanların da bu egemen güçlerin işini kolaylaştırmalarıdır. Kimi Kürecik halkının Horasandan getirerek Türkleştirmek yoluyla, kimi, Urfa’dan, Mardin’den, vs. getirterek sunileştirme peşindedir. Kimi de politik kariyer yapma veya bu yollarda para kazanma şöhret peşindedir. Ben hiçbir yazıda bu gün dünyada bulunmayan özellikle ilaç fabrikaları için elzem olan binlerce bitki türünün bu Radarda zarar göreceğini yaz detaylı olarak yazdığına rastlamadım. 1980 de Askeri darbesi yaylaları yasaklamakla bu yöre halkı hayvancılık, çiftçilik, arıcılık yapma olanakları ortadan kalkmıştır.

Kürecikliler bu Nato üsünün zararlarını önceden gördü, yaşadı. Bu nedenle red ediyor.

Bu hükümetin yapması geren işlerin başında yeniden Yaylaları açması ve bu alanlarda halkın tekrar köylerine dönerek kendiişlerinin kurmaları için teşvik yasaları çıkarması gerekir.  Bunun projelendiren dile getiren bir siyasi parti ve bir örgüt yok ortada…

Kürecikliler, yaylalarının doğal sularını, mağaralarını Turizme açmak istiyor. Dünyada eşi olmayan binlerce bitki türünü korumak ve dünyaya tanıtmak istiyor. Hayvancılığı, arıcılığı, çiftçiliği, bahçeciliği yeniden geliştirmek istiyor. Kürecikliler, mandıralar, meyve suyu fabrikaları istiyor. Orman ve Hazine’nin el koyduğu topraklarının geri iadesini ve tapusunu istiyor… İşsiz gençlerin el ve beyin becerilerini geliştirerek ülkenin ve yörenin gelişmesine katkıda bulunmak için zanat atölyeleri istiyor…

Elli kalem, fotoğraf makinesi, mikrofon ve kamera tutanlar neden bunları yazmıyorlar dile getirmiyorlar…


07.02.2012
Molla Demirel

MollaDemirel@gmx.de

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir