Kan akıtır kör nefret, yükselirse ard arda anaların çığlığı zor kurtulur insan nefret hastalığından acılar içinde ezilir çocuklar kül olur…
Şiir isyanda Yasaklamış kör akıl sevdayı Sarardı benzi soldu bakışı Gözleri şafak yüklü genç kızların Kalmadı tahammül şiir isyanda Sırtladı…
Neden bir kara bulut Çökmüş dünyamızın üstüne Kör olmuş akıl gözü Dolaşır şaşkın koyun gibi insan Neden, neden neden… Neden…
Yirmi yıl önce yitirdiğimiz, öğretmen, yazar büyük insan Fakir Baykurt’u anımsarken “o olmasaydı bugün ben yazın alanında olabilir miydim” sorusunu…
–Oğluma- SAVAŞA HAYIR! Yazmış tahtayaLise birden bir kızKoşmuş öğretmen müdüreMüdür polise hemenHarekete geçmiş işkence aletleri Yargıç devleti aramışBuyurmuş İlâhlarTutuklayın! Hemen…
Dışarı da bir kuşun vücudundan dökülen tüyler gibi havada uçuşarak yere iniyordu kar . Tıpkı ardından iz brakmayan sözler gibi…
Vardım öptüm mezar taşında adını Nasıl başlasam söze Son günü yılın her taraf buz içinde Çıkışımız yola sevgi Ve insan…
Tutuşurduk el elle inerdik denize sökerken şafak özenirdi erkenciler çobanlar bize İzlerdik birlikte sabahın ilk ışınlarının kucaklaşmasını denizle sarhoş ederdi…
Çok soğuk olur kışı köyümüzün yağınca kar en sevinçli anlarıYaşardık biz çocuklarKayak tahtası gibiKullanırdık okul çantalarımızıBir odun…
Ah güzelim Can yârim benim Gülüşlerin güneşti sanki Işınları akıyor Aydınlatıyordu dünyamı Isınıyordu içim Gittin uzaklara değil Sonsuzluğa gittin Geçince…